Cemil Şahin

ALLAH(c.c.) SONSUZ GÜZELLİKLERİ SANATININ İÇİNDE YARATANDIR
...Herşeyi "sapasağlam ve yerli yerinde yapan" Allah’ın sanatı yapısıdır bu... (Neml Suresi, 88) Bu ayet-i kerimeyi okuyunca sanata yöneldim. Yeryüzüne bir farklı bakıyor, her yaratılan da Allah’ın sanatının tecellisini arıyordum. Çocuk yaşlardan itibaren olan fotoğrafa merakım, almış olduğum eğitimlerle artık merak olmaktan çıkmış fotoğrafçılık sanatına yönelmeme vesile olmuştu. Doğa, manzara, mimari, insan ve hayata dair sıradışı fotoğraflar çekiyordum. Hiç şüphesiz her insanın hayatında önemli dönüm noktaları, ömrüne istikamet veren sözler ve olaylar olmuştur. Bendeniz de dost meclisinde Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın “Halkının Fatih Camii’nin kubbesindeki güzellikleri görmesi için, yaptırdığı hereke halısına kubbenin manzarasını nakş ettirmesi” bende o günden sonra kubbeden ve minarelerden ecdadın eserlerini fotoğraflayıp bu güzellikleri insanlığa sunma arzusunun ortaya çıkmasına vesile oldu. Sonunda ilk kez Fatih Camii kubbesine çıktığım ânın tarifi imkansızdı. Yıllardır ettiğim dualar, hayalim gerçekleşmişti sonunda. Buram buram tarih ve ecdad kokan eserlerde bakmak ile görmek arasındaki farkı yakalıyordum. Süleymaniye Camii’nin kubbesinde yer alan 32 pencerenin İslam’ın 32 farzını yansıtmasına, minarenin şerefesine çıkarken 114 basamağın Kur’an-ı Kerim’deki 114 süreye denk gelmesine, Mihrimah Cami nin kubbesinde farkettiğim 114 camların yine Kuran-ı Kerimdeki surelerin toplamı ve daha nice bilgiye fotoğraf çekerken daldığım tefekkür sayesinde eriştim. Tabi, kubbe fotoğrafçılığı, diğer mekân fotoğrafçılığı ile karıştırılmamalıdır. Kubbe fotoğrafçılığı, insanlara tarihi yapıların farklı yönlerini anlatır ve nasıl bakılması gerektiğini öğretir. Kubbenin tarihî gerçekleri ve sırları onu göreni bambaşka bir noktaya sürüklüyor. Özellikle Mimar Sinan’ın eserlerindeki şifreler bambaşka. Sanatını, din ve ilimle birleştirmesi dünya tarihinde başka hiçbir yerde olmayan güzellikleri bizlere hediye etmesi Mimar Sinan’ı her yönden ölümsüz kılmaktadır.
Tabi ki Şair Fuzuli’nin dediği gibi “sevgilinin yolunda çekilen çile mukaddestir”. İşte aşkım olan, sevdam olan fotoğrafçılıkta karşılaştığım zorlukları mukaddes bildim ve lezzet aldım. Hiç kimsenin göremediği açılardan çektiğim İstanbul fotoğraflarından dolayı “Kubbelerin Üstadı” sıfatına layık görüldüm.
Dünya küresinin mücevher beldesi İstanbul, sahip olduğu maddi ve manevi miras ile dünya şehirleri arasında müstesna bir konumdadır. Çekmiş olduğum fotoğraflar ve elinizdeki kıymetli eser bu güzelliklerin ortaya konulması, daha geniş kitlelere ulaşması için bir vesiledir.
Bilime ve teknolojiye meraklı olan büyük Sultan, İkinci Abdülhamid Han; “Her resim bir fikirdir. Bir resim yüz sayfalık yazı ile ifade olunamayacak siyasi, hissi manaları telkin eder. Onun için ben, tahrir-i mündericattan (yazılı bilgilerden) ziyade resimlerden istifade ederim.” diyerek fotoğrafçılığa verdiği önemi vurguluyordu. Onun himayesinde 911 Albüm ve yaklaşık 36.000 fotoğraf karesinden oluşan Yıldız Fotoğraf Albümü sayesinde bugün bizler 100 yıl önceki İstanbul’dan haberdarız. Kim bilir 100 yıl sonra bu eserdeki fotoğraflar da günümüzün birer tapusu ve hafızası olarak istikbaldeki yerini alacaktır. Allah cc nin yaratığı her şey sıfatlarından bir parça zerre Güzelliğinden bir letafet azametinden asaletinden zerafetinden bir cüz taşır.Her yerde Allah cc nin sanatının güzelliğini temaşa edip dururuz. Bizim sanatımız bakıpta göremediklerimizi farkedemediklerimizi naçizane sizlere sunmaktan ibarettir. Onun sanatının eşsiz güzelliklerinin karşısında saygı ile eğiliririz
Fotoğraf Sanatçısı Cemil ŞAHİN